top

Cinsel Geliþim


ÇOCUKLUK CÝNSELLÝÐÝ (CHILDHOOD SEXUALITY)
Ýnsanoðlunun cinselliði insan ýrký kadar eskidir. Cinsel aktivite içgüdüye baðlý olmasýna karþýn, cinsel davranýþlar politika, ekonomi, týp, sosyal ve dini görüþlerden etkilenmektedir. ABD’de cinselliðin ifade ediliþi, nesillerin deðiþimi, medyanýn þu andaki cinsellik hakkýndaki betimlemeleri, cinsel yolla bulaþan hastalýklardan korkma (özellikle AIDS), kadýnlarýn statülerinin ve rollerinin deðiþimi, etkin doðum kontrolü ve invitro fertilizasyon gibi týbbi geliþmelerden etkilenmektedir.

Tarihçe

16. yüzyýl öncesinde Biritinya ve Batý Avrupa’da aile üyeleri, iþçiler, ve hizmetçiler bir çatý altýnda çalýþýr, yemek yer ve uyurlardý. Çocuklar yetiþkinlere göre sosyal olarak alt sýnýfta görülürdü. Çocuklarýn aile ekonomisine katkýda bulunmalarý beklenir ve yaptýklarý hareketlerden hukuki olarak sorumlu tutulurlardý. Çocuklar yetiþkinlerin seksüel davranýþlarýný serbestçe seyreder ve tartýþmalarý açýkça dinlerlerdi. Mastürbasyon yapar ve diðer çocuklarla cinsel oyunlar oynarlardý. Cinsel geliþim bir problem olarak görülmezdi.

16 yy.-19 yy. arasýnda aileler iþyerlerini yaþadýklarý yerlerden ayýrmaya baþladýlar. Tek ve büyük odalar duvarlarla; çalýþma, yemek ve yatak odalarýna ayrýldý. Cinsel iliþkiler kapalý kapýlar arkasýnda olmaya baþladý. Dini etkilerle, belli bir çerçeve haricinde cinsellik günah olarak tanýmlandý. Cinsel iliþkiler gittikçe daha gizli hale geldi. Cinsel meseleler yalnýzca gizli yerlerde konuþuluyordu. Ebeveynler çocuklarýný sade, yalýn ve cinsellikten uzak yetiþtiriyorlardý. Çocuklara vücutlarýný örtmeleri ve cinsel objelere bakmamalarý ve dokunmamalarý anlatýrdý (Elias 1978). Çocuklar vücutlarýndan utanýr (Whitehurst 1971). Bacak, göbek (belly) gibi terimler yerine alttaki organ, alt kýsým gibi terimler kullanýlýrdý (Lockwood 1978).

19. yüzyýlda ebeveynler, mastürbasyon yapan çocuklarýný korkutmuþlar. Mastürbasyonun deliliðe, laterji, tüberküloz, sfiliz, impotans veya kýsýrlýk, þekil bozukluðu ve epilepsiye yol açtýðýna inanýlýrdý. Çocuklarýn bu yolla zevk almalarýný engellemek ve zararlardan korumak amacýyla penisin çevresine uygun sivri uçlu halkalar, çelik ve deri kýlýflar, elektrik þoklar, ve kasýk bandajlarý geliþtirilmiþti. Bazý ebeveynler yatarken çocuðun 4 ekstremitesini ayrý ayrý yataða baðlarlardý. Bütün bu önlemlere raðmen mastürbasyon yapan çocuklarýn penisleri veya klitorisleri, beyaz sýcak demirle koterize edilebiliyordu. Kýzlarda inatçý mastürbasyonlarda bistüri veya makasla klitorektomi yaygýn bir tedaviydi (Schwartz 1973). Bir çok medeniyetlerde klitoris eksizyonu mastürbasyonun tedavi þekli olarak kullanýldý (Huelsman, 1976).

19. yüzyýl ortalarýnda edebiyat romantizmi altýnda çocuklara ve cinselliðe olan tavýrlar yumuþamaya baþladý. Özgürlükçü iyi eðitilmiþ ebeveynler çocuklarý masum, aseksüel ve korumaya muhtaç varlýklar olarak deðerlendirmeye baþladýlar (Jackson 1993). Çocuklar incinebilir varlýklar olduðundan onlarýn aileleri tarafýndan tehlikelere karþý korunmalýydý.

20. Yüzyýl

Kayýtlý tarih boyunca ipek mendil, domuz baðýrsaðý gibi kontrasepsiyonun etkin olmayan formlarý kullanýlmýþtýr. 18. Ve 19. Yüzyýllarda, 18. ve 19. Yüzyýllarda kontraseptif kullanýmý þüpheli ve ahlak dýþý sayýlýyordu (Jackson 1993). Çoðu kadýn gebe kalma korkusu nedeniyle cinsel iliþkiden kaçýnýyordu.

Etkin doðum kontrol metotlarýnýn bulunmasý kadýnlarýn özgürlüðe kavuþmasýnda büyük katkýsý olmuþtur (Pickett 1971). Kadýnlar hizmetçilik ve çocuk yetiþtirme haricinde roller araþtýrmaya baþlamýþtýr. Kadýnlar ev iþleri haricinde, dýþarýdaki iþlerde çalýþmaya baþladý.

1930-1950’lerde çocuklukta cinsel oyunlara ve mastürbasyona karþý cezalarda anlamlý derecede azalma olmuþtur (Wolfenstein 1953). Çocuklarý cinsel aktivite veya ilgilerinden dolayý cezalandýrma veya azarlama yerine uyarma, vazgeçirme ve dikkatini baþka alana çekme uygulanmaya baþlanmýþtýr (Finkelhorn 1980). 1950’lerde yeni bir tema ortaya çýktý: ebeveynlerin çocuklarýnýn cinsel ilgileri konusunda endiþelenmemeleri gerektiði anlatýldý. Her çocuðun vücudunu araþtýrmasý, vücudu hakkýnda bir þey öðrenmesi tamamen normaldir, bu meraktan öte bir þey deðildir. Bazý ebeveynler anormal olmayan cinsel oyunlarý oynamalarýný da kabulleniyordu. Üst sosyoekonomik düzeydeki ebeveynler, erkek çocuklarýn penislerini adlandýrmaya baþladýlar fakat kýzlarýn cinsel organlarýný isimlendirmeden kaçýnýlmaya devam edildi.

Þimdiki Durum

1970’lerden 1990’lara kadar, çocuk cinselliði; çocuk cinsel kötüye kullanýmý, tecavüz, istenmeyen ergen gebelikleri, homoseksüalite ve AIDS hakkýnda politik ve sosyal sorunlar nedeniyle artan bir problem olarak görüldü. Bu sorunlar masum çocuklarý tehlikelerden koruma yönündeydi. Çocuklar , hastalýklar, “yabancý tehlikesi” ve “kötü eller” konusunda uyarýldý. Cinsel aktivite yönündeki olumlu referanslar atlandý ve çocuklarýn cinsel aktivitenin olmamasý saðlýklý ve kabul edilebilir sayýldý. Þimdi, seksüel ilgi gösteren çocuklar sapkýn veya anormal olarak görülmeye devam edilmektedir.

Seksin çocuklara tehlikeli olduðu anlatýlmaktadýr, Buna karþýn ayný zamanda çocuklar artan tarzda cinsel içerikli karmaþýk, iþtahlý T.V. programlarýna maruz kalmaktadýr. Ayrýca cinsel istismar ve tecavüz sahneleri gösterilmektedir. Kablolu ve uydu televizyonlarý ile bir çok porno filmleri evlerde seyredilir olmaya baþlanmýþ ve günün her anýnda bu filmlere ulaþýlabilir olunmuþtur. Verilen bu mesajlar ile ebeveynin verdiði mesajlar arasýnda doðan bu çeliþki çocuklarýn kafalarýný karýþtýrmaktadýr.

Çocuklarýn cinsel geliþimi, geliþimin diðer yönleri gibi deðerlendirilmeli ve izlenmelidir. Maalesef, bugünkü atmosferde bu mümkün olmamaktadýr. Çoðu anne baba çocuklarýnýn cinsellik hakkýnda soru sormalarýný istememektedir. Ebeveynlerin tepkileri nedeniyle, okullar bu konuda araþtýrmalara izin vermemektedir (Yates 1993). Çocuklarýn cinsellik konusunda kaygýlarý, yaþantýlarýnýn kafalarýný karýþtýrma derecesi veya cinsel kötüye kullanýmdan koruma programlarýnýn etkileri çok az anlaþýlmýþtýr. Araþtýrma çalýþmalarý büyük ölçüde “ebeveynlerin çocuklarýnýn cinsel davranýþlarýný gözlemleri” ve “erken cinsel deneyimleri olan eriþkinlerin anýlarý” ile sýnýrlýdýr. Bu araþtýrma sonuçlarý da yanlýþ sonuçlara yol açabilmektedir. Örneðin Friedrich ve arkadaþlarý (1991) ebeveynlerin çocuklarýnýn cinsel davranýþlarýný gözlemlerine dayalý yaptýklarý bir çalýþmanýn sonucunda çocuklarýn cinsel aktivitelerin 4 yaþýndan 12 yaþýna kadar azalma gösterdiði sonucunu çýkartmýþlardýr. Bu o yaþ çocuklarýn cinsel aktivitelerini kýsýtladýðý anlamýna gelmeyebilir, bu yaþ çocuklarýn onay görmeyen davranýþlarýn daha farkýnda olmalarý ve seksüel aktivitelerini gizlemedeki büyük becerileriyle basitçe açýklanabilir.

Kültürel Bakýþlar

Medeniyet çocuk ve ergenlerin cinsel ilgi ve aktivitelerini engelleme ve yeniden yönlendirme konusunda büyük zaman ve efor göstermiþtir. Seksüel aktivitelere karþý yasaklar daha çok kýzlara getirilmiþtir. (Elwin 1968).

Seksüel geliþim üzerine bakýþ, büyük ölçüde toplumlarda kullanýlan görgü ve metodlara dayanmaktadýr. (Ford ve Beach 1951). Marshall ve Suggs (1971), Currier (1981) çeþitli kültürlerde cinselliðe yönelik 4 genel yaklaþým tarif etmektedir:

a. Baskýcý (repressive)

b. Kýsýtlayýcý (restrictive)

c. Müsade edici (permissive)

d. Destekleyici (supportive)

Cinselliði baskýcý kültürler: Türkiye vs. Bu tür kültürlerde cinsel aktivitenin tehlikeli olduðuna inanýlýr. Bekarlýk idealdir. Cinsel ifadeler oldukça kýsýtlanmýþtýr. Çocuklarýn cinsel ilgi ve aktiviteleri yasaklanmýþtýr, formal seks eðitimi yoktur. Cinsel konularýn tehlikeli ve kirli olduðu görüþü vardýr. Erkek çocuklar erken dönemde kýz çocuklarýndan ayrý tutulur, erotik ilgi ve aktiviteler þiddetle cezalandýrýlýr.

Cinselliði kýsýtlayýcý kültürler: Sýklýkla geliþmiþ ülkelerde gözlenir. Örnek ABD. Bu kültürlerde seks önemlidir fakat seksüel aktivitenin çýkaracaðý sorunlar sebebiyle korkular vardýr. Çocuklarýn cinsel ilgileri için cezalandýrýlmamalarýna raðmen, baþka yollarla inhibe edilir. Cinsel yolla bulaþan hastalýklar, tecavüz, ve istenmeyen gebelikler için seks eðitimi vurgulanýr.

Cinselliðe müsade edici kültürler: Çoðu cinsel ifade ve davranýþlara hoþgörü ve göz yumucu olurlar. Bu tip kültürler Afrika ve okyanus ülkelerinde vardýr. Cinsellik; normal, doðal, ve insan varlýðýnýn deðerli yönü olarak görülür. Buna karþýn cinsel aktiviteler için teþvik yoktur. Evlilik öncesi seks yaygýndýr.

Cinselliði destekleyici kültürler: Erken cinsel deneyimi geliþimin gerekli bir parçasý olarak görürler. Bu tür kültür Ekvator Afrika’sýnda, Güney Asya ve güney Pasifik’te gözlenir. Burada çocuklarýn seksüel duygularý hissetmesi ve aktiviteleri öðrenmesi için ortam sunulur.

Cinselliði müsaade edici ve destekleyici kültürlerde, bebek cinsel organlarý genellikle açýktadýr (çýplaktýr), yetiþkinlerle cilt-cilt temasý sýktýr. Bebeklerin bacaklarýnýn iki yana açýk olarak taþýnmasý veya tutulmasý ile çocuklarda direkt olarak genital stimulasyon olur. Bebekler huzursuz olduklarýnda, yetiþkinler, genellikle kadýn, onu yatýþtýrmak için cinsel organlarýný uyarabilmektedirler. Bu elle veya oral yolla olmaktadýr.

Gadpaille (1978) Çocuklarýn cinsel oyunlarý yeterince oynamamýþsa, daha sonraki cinsel yaþantýlarý için duygusal olarak hazýr olamayacaklarýný ileri sürmüþtür. Money ve Ehrhardt (1972) ise ergen çiftleþme provalarýnýn yetiþkin erotik yeterlilik için gerekli olduðunu ileri sürmüþtür. Bu araþtýrýcýlar yasaklama ve cezalandýrmanýn sonuçlarý konusunda endiþeli olup, daha müsaade edici toplumlarda yetiþkin parafililerinin olmayacaðýna dikkat çekmiþlerdir.

Çoðu yetiþkin, cinsel oyun oynayan çocuklarýnýn daha ileri gidecekleri ve uygunsuz cinsel aktiviteler gösterecekleri konusunda endiþelenirler. Cinsel olarak müsaade edici toplumlardan Kibbutizm’de, cinsel oyunlar yordanabilen gidiþ göstermektedir. Bu kültürde Mastürbasyon ve arkadaþ oyunlarý bebeklikte baþlar, erken çocuklukta yoðunlaþýr, fakat erken okul yýllarýnda þiddeti oldukça azalýr (Shepher 1971). Cinsel konulardan utanma yaklaþýk 9-10 yaþlarýnda gözlenir, ayný zamanda cinsiyetler arasý iliþkiler azalýr. Bu gerginlik 13-14 yaþlarýnda kaybolur, sýcak, arkadaþça aseksüel iliþkiler olur.

Bebekler bakým vericileri tarafýndan sýk kucaða alýndýklarý ve taþýndýklarý zaman, büyük olasýlýkla daha ilgili olduklarý ve daha sonralarý cinsel olaylara karþý rahat olduklarýný ileri sürmüþtür (Broude 1976). Broude ve Prescott (1975) fiziksel sevginin (kucaklama, baþýný okþama vs.) az olduðu çocuklarýn yüksek oranda þiddet gösterdiklerini saptamýþlardýr. Bebekle bakým verici arasýndaki fiziksel temas ABD’de oldukça deðiþkendir, fakat muhtemelen endüstrileþmemiþ ülkelere göre daha azdýr. ABD toplumunda son yýllarda bebeðini memesiyle besleyen kadýn sayýsý armýþ, bu da fiziksel temasý daha artýrmýþtýr. Diðer yandan, ev dýþýnda çalýþan kadýn sayýsýnda artýþ vardýr, anneler bu sebeple bebeklerinden uzun süreli ayrý kalmakta sýklýkla bebek bakýcýlarla kalmaktadýr. Bu anneler ayný zamanda ev iþleriyle de uðraþmakta, iþte olamayan streslerini evde göstermektedirler. Bundan dolayý, çocuklarýna þefkat ve fiziksel temaslarý için az zaman olmaktadýr.

Son Zamanlardaki Kültürel Deðiþiklik

ABD kültüründe son zamanlardaki deðiþiklikler çocuklarýn cinsel geliþimini etkilemiþtir. Aileler sýklýkla çocuklarýnýn omuzlarýna aþýrý yüksek beklentiler yüklemektedir. Ebeveynler baþarýlarýný artýrmak için oldukça müdahaleci ve kýsýtlayýcý olabilmektedirler. Baþarýnýn aþýrý vurgulanmasý çocuðun kabiliyetlerini bozmaktadýr. Bu çocuklar anne babalarýnýn rüyalarýný ve narsistik gereksinimlerini yerine getirmek için uðraþýrlar, bu amaçlarýn yerine getirilmesi imkansýz olduðu zaman, depresyon, madde kötüye kullanýmý, yeme bozukluklarý ile neticelene bilmektedir. Ebeveyn baþarýyý aþýrý vurgularsa, çocuðun seksüel geliþimi sýklýkla kýsýtlanmýþ olur. Bu sebeplerle çocuðun seksüel istek, veya diðer zevk almalarý için yeterince zaman olmaz. (Yates 1978).

Kültürdeki ikinci büyük deðiþim baðýmsýz olmanýn aþýrý vurgulanýþýdýr (Yates 1991): Bu baðýmsýz oluþ öncesinden kreþ ve bakýcýya verilerek öðretilir. Evde bile kendi kendine oynamasý yönünde teþvik edilir. Bu durumun sonuçlarý hakkýnda uzunlamasýna çalýþmalar yoktur. Fakat kendi baþýna yeterliliðin yerini alan bu deðer ve kavram, baðýmsýzlýk konusunda endiþeleri artýrabilmekte ve birlikte yaþam kurma konusunda zorluklar çýkarabilmektedir. Yüksek boþanma oraný, yüksek cinsel disfonksiyon oraný, ve tek baþýna yaþamanýn artmýþ insidansý, baðýmsýzlýðýn aþýrý vurgulanmasýnýn yansýmasý olabilir.

Cinsel Eðitim

Cinsel kötüye kullaným önleme programlarý sýklýkla anaokulunda baþlar, seks eðitimi ise nadiren 5. Sýnýftan önce baþlar. Seks eðitim programlarýnda hemen hemen her zaman cinsel zevk alma, mastürbasyon ve homoseksüalite gibi çeliþkili konularý iþlemez atlarlar. Çoðu ebeveyn bu konularýn çocuklarý için zararlý veya aþýrý uyarýcý olduðunu düþünmektedir. Müfredatlar “emniyet”, özellikle cinsel yolla bulaþan hastalýklarýn tehlikelerinden bahsedilir.

Cinsel eðitimde sýnýflara göre uygun materyaller kullanýlmalýdýr. Kullanýlan kelimeler çocuklar tarafýndan yanlýþ anlaþýlabileceði ve kafalarýný karýþtýrabileceðinden ötürü dikkatle seçilmelidir: Yumurta dendiðinde, tavuk gibi kümes hayvanlarýnýn ürettiði bir obje olarak zan edilebilir. Tohum dendiðinde, annesinin mide duvarýna bitiþik toprakta yetiþin bitkilerin tohumlarý olarak algýlar, ve bunun babanýn semeni ile zaman zaman sulandýðýný zannederler (Goldman ve Goldman 1981).

Campell (1986), son yüzyýlda gençlere cinsel tavsiyelerde bulunan basýlý 400’den fazla kitabý gözden geçirdiðinde; Bu kitaplarýn içeriði sanki ayný aðýzdan konuþuyormuþ gibi, seksin tehlikelerinden, istenmeyen gebeliklerin sonuçlarýndan, cinsel yolla bulaþan hastalýklarýn zararlarýndan ve cinsel sapkýnlýk ve iþlev bozukluklarý gibi cinselliðin problemli alanlarýndan bahsetmektedir. Zevk alma , doyum ile ilgili þeyler içermiyorlardý. Son 10 yýlda cinsel tavsiye kitaplarýna cinsel taciz den korunmayý içeren bölüm ve broþürler eklendi. Bu kitaplarda mastürbasyon, vücudu tanýma ve cinsel oyunlardan bahsetmiyor, cinsel tacizin tehlikeleri üzerine odaklaþýyordu. Frayser (1993) bu tür programlarýn normal cinsel oyunlar oynayan çocuklarý travmatize edecekleri konusunda uyarmýþtýr. Prescott (1975) çocuklara verilen “kötü dokunma” mesajlarý çocuðun kafasýný karýþtýracaðýný ve ebeveynin dokunma ve kucaða almasýyla hoþnut olduklarý duygulardan yoksun kalabileceklerini ileri sürmüþtür. Þanslýyýz ki, birkaç olumlu cinsel eðitim programlarý mevcuttur (Krivacska 1990, Siecus 1991). Ancak anne babalarýn bu konudaki protestolarý nedeniyle bu programlarýn uygulanmasýnda bazý problemler açýða çýkarmýþtýr.

NORMAL CÝNSEL GELÝÞÝM

Bebeklik

Bebeðin meme emiþini gözleyen herhangi bir kimse, bebeðin ilk cinsel deneyiminin birincil bakým vericinin meme ve meme çevresiyle olduðunun farkýnda olur. Beslendiði zamanlarda memeye veya þiþeye yaklaþýr, organize olur, amaca yönelik aktiviteye baþlar: o an bebek aðlamayý keser, avuçlarýný kapatýr, aðzýný açar, memeyi arar ve kendini ona doðra ittirir, yakalar ve güçlü bir tarzda emer. Bebeðin yüzü kýrmýzýdýr, bu onun anksiyöz durumunu tanýmlayan bir mizaç vardýr. Süt azalmaya baþladýðý zaman, avuçlarýnda gevþeme olur, gözler açýlýr kapanýr ve rahatlar. Bir kaç dakika içinde anksiyöz durum geçer ve huzurlu ve zevkli hal alýr. Bebek doyduðu zaman bile emmeye devam eder, belirgin uykulu olmasýna raðmen memeye tekrarlar tarzda diliyle dokunur. Annenin kokusu, sýcaklýðý, ve yakýnlýðý bu ilk ve güzel erotik deneyimin parçalarýdýr.

Bebek büyürken memeden baþka, annenin kendisine karþý cinsel ilgiler geliþir. Bu ilgiler, ayrýlma bireyselleþme süreci baþlangýcýnda belirginleþir. Yaþamýn 12. Haftasýndan sonra bebeðin otoerotik objesi olarak baþparmak iþ görebilir. Memenin elveriþli, hazýr olduðu kültürlerde baþparmak emme olmazken, birincil bakým vericinin elveriþli olmadýðý kültürlerde cinsel ilginin memeden parmaða erken dönüþü gözlemlenebilmektedir (Sarlin 1975). Geçmiþte parmak emme psikopatoloji ile iliþkili görülürken, þimdi bu durum bir problem ile iliþkilendirilmemektedir.

Yaþamýn ilk 4 ayý ile birlikte, her iki cinsiyetteki bebekler, altýný baðlama ve cinsel organlarýnýn temizlenmesi sýrasýnda duyumlar ile cinsel organlarýný fark ederler. Bakým vericinin dokunuþlarýndan büyük zevk alýrlar. Yaþamýn ilk yýlýnda bebeklerin cinsel organlarý ile oynamalarý nadir deðildir, nadiren orgazm noktasýna ulaþýrlar. Kýz bebekler büyük olasýlýkla bu yýllarda kendilerini uyarýrlarken (Galenson 1993), erkek bebekler büyük olasýlýkla bunu yaþamýn 2. ve 3. yýllarýnda yaparlar. Bebekler vücudunu araþtýrmak ve vücudunun sýnýrlarýný belirlemek için vücuduna dokunmaya baþlayabilir, fakat ardý sýra zevk alma birincil motif olur (Spitz and Wolf 1949). Kendini doyurma, çocuðun direktifleri altýnda, otonom aktivitedir. Bu ona baðýmsýz kimlik duygusu verir, ayrýlma ve bireyselleþme sürecine yardým eder (Sarlin 1975).

Erkek ve kýz cinsel organlarý arasýndaki anotomik farklýlýklar, çocuklarýn psikoseksüel geliþiminde çok önemli yere sahiptir (Gadpaille 1976, Kestenberg 1968). Erkek çocuklar ele geldiðinden dolayý, erekte penisten zevk alabileceklerini fark edebilir. Penis görülebilir, sýklýkla bir isme sahiptir. Bu nedenle, küçük erkek çocuklar kolaylýkla penisi vücudunun diðer parçalarýyla bütünleþtirmeye meyillidir.

Kýzlar klitorisi, dýþký ve kokunun olduðu bitiþik “kirli” bölgelerinden ayýrmakta güçlükleri olabilir (Yates 1978). Kýzlarýn cinsel organlarý gizli olduðundan dolayý, cinsel deneyimler içe almaya yönelik olduðundan, daha çok içe yönelik duyumlarý içermektedir. Bunun tersine erkekler, seksüel yaþantýlarý dýþa yönelimli ve fallik duyumlar üzerine odaklaþmýþtýr (Galenson 1974, Kestenberg 1968).

Cinsel organlara erken ilgi, emosyonel saðlýk ve olumlu bakýmverici-çocuk iliþkisi ile iliþkilidir. Spitz 248 bebekle yaptýðý orijinal çalýþmasýnda, ciddi yoksunluk yaþamýþ bebeklerin bulunduðu kimsesizler evlerindeki bebeklerde cinsel oyunlarýn tamamen kaybolduðunu belirlemiþtir, ayrýca sorunlu bakýmýn olduðu hapishane bakýmevlerinde cinsel organlarla oynamanýn nadir olduðu fakat ebeveynlik yönünden avantajlý bebeklerde cinsel organlarla oyunlarýn genellikle var olduðunu belirlemiþtir (Spitz and Wolf, 1949). Galenson (1974) ayný iliþkiye uzunlamasýna bir çalýþmasýnda iþaret etmektedir. 70 anne-bebek çiftinin 7’sinde sorunlu iliþki göstermiþ. Sorunlu iliþkinin olduðu bebeklerin iyi beslenmelerine karþýn kendi kendilerini uyarmadýklarý gözlenmiþtir.

Toddler (Yeni yürüyen bebekler)

Bebek gözlem çalýþmalarý (Galenson 1993, Galenson and Roiphe 1976, Kleeman 1975) ; ikinci yýlýn baþlangýcýna doðru bebekler tuvaletlerine, baþkalarýnýn defekasyonunu izlemeye ve kendi barsak hareketlerini hissetmeye ilgi oluþur. Bu durum “anal erotizm” olarak adlandýrýlýr. Ayný zamanda bu dönemde bebekler dik kafalý, inatçý ve negativist olurlar. Eðer dýþarýdan müdahale artarsa bu özellikler daha yoðunlaþýr. Üriner erotizm 12 –14 aylar arasýnda yüzeyleþir. Kýzlar, penisi olmadýðý gerçeðini hissedebilirler. 15. aya kadar, çoðu çocuk cinsiyetler arasýndaki farklýlýklarý bilirler. Bu süreç, eðer çocuða karþý cinsin cinsel organlarýný görme fýrsatý olmuþsa çabuklaþýr. Cinsel organýyla övünme ve teþhir etme bu dönemde sýklýkla dikkati çeker (Glenson 1974, Kleeman 1976). Yaklaþýk 18 ay civarýnda kýzlar babalarýna karþý erotik olarak davranmaya baþlarlar. Bu annenin cinsiyet rolü ile ilk özdeþime iþaret edebilir. Yetiþkinin övücü ve hoþlanýcý tavýrlarý küçük kýza güven verir ve diþiliðiyle övünür.

Cinsel oyunlardan mastürbasyona deðiþim tedrici ve kesintisiz olarak 2 yaþýna doðru olur. 15 ve 24 aylar arasýnda bebeklerin cinsel organlarýný farkýndalýðýnda artýþ olur, özellikle banyo ve bez baðlama sýrasýnda (Galenson 1974, 1993). Bu dönemde kendini uyaran kýz sayýsý erkeklerden daha azdýr, kýzlar daha az sýklýk ve yoðunlukta yaparlar (Kleema 1975). Kendini uyarma (self-stimulation) ile, buna eþlik eden . kýzarma, hýzlý solunum ve artmýþ terleme olur. Baþlangýçta bebek kendini uyarýrken bakým verici ile sevgi kontaðý kurmaya çalýþýr. ABD’deki yetiþkinler bu tür temastan rahatsýz olur ve daha ileri temasý engellerler. Bunun sonucu kendi kendini tatmin etmeye devam eden çocuklar, donuk ve sürekli bakýþ ile, anne babanýn uzaklaþmasýyla bunu yaparlar.

Yaþamýn ikinci yýlýnda oluþan masturbatuvar aktivite paterni erkekler arasýnda sebat etmeye meyillidir, kýzlar arasýnda ileri bir evrimleþme geçirir (Galenson 1973, Galenson and Roiphe 1976). Kýzlar kendilerini uyarmak için daha çok indirekt (dolaylý) teknikleri (bacaklarý, uyluklarý, ayak parmaklarýný vs.) kullanmayý öðrenirler. Kýzlar mastürbasyonu tamamen býrakabilir veya zevk almaksýzýn mastürbasyona devam edebilirler. Hayal kýrýklýðý (frustration reactions) tepkileri sýklýkla yaygýndýr ve bazen 2. yýlýn ikinci yarýsýnda kýzlar arasýnda bu tepkiler þiddetli olmaktadýr. Bir kýsým erkek çocuklarda benzer patern göstermektedir. Psikoanalistler bunu preödipal kastrasyon tepkisi olarak adlandýrýlar (Roiphe and Galenson 1973). Bu tepkiler þunlar olabilmektedir: regresyon, korkaklýk, þevk ve heyecanýn kaybý, üzüntü ve mastürbasyon ilgisinin vücudun baþka bölgelerine veya cansýz nesnelere (oyuncaklar gibi) kaymasý yani yer deðiþtirmesidir. Bazý kýzlarda babalarýna erotik olarak ilgi artarken, diðerlerinde annelerine hostil baðýmlýlýkta artýþ olur. Frustrasyon tepkileri kýzlarýn sembolik düþünce ve iç karmaþýklýðýnda artýþ olarak gözlemlenir. Buna karþýn, çok aþýrý etkilenmiþ kýzlarýn imajinazisyonlarýnda kýsýtlýlýk olur. Erkek çocuklar daha az belirgin bozukluk gösterir.

Bir kýsým 2-3 yaþlarýndaki kýzlar imrenme bulgularý gösterir. Penise sahipmiþ gibi ayakta iþemekte ýsrar ederler, cinsel bölgelerinde çubuk veya oyuncak tutarlar. (Galenson and Roiphe 1976). Erkek çocuklar memelerinin büyümesi veya bebeklerinin olmasý tarzýnda arzular ifade edebilir (Edgcumbe 1976).

Okul öncesi Çocuk

Çocuklar büyürken erotik ilgileri kardeþ ve arkadaþlarýna kayar. Çoðu 4 yaþýndaki çocuklar “anne” veya”baba” gibi evcilik oyunlarý veya “doktorculuk” gibi oyunlar oynar. Bütün okul öncesi çocuklarýn yarýsý cinsel oyunlar veya mastürbasyonla iþtigal eder (Clower 1976, Newson and Newson 1962). 4-6 yaþlarýnda yaygýn olarak gözlenen cinsel aktiviteler: teþhircilik, apýþý kurcalama, cinsel organlara dokunma ve onlarý baþkalarýna gösterme, kadýnlarýn memelerine dokunma (Friedrich ve ark. 1991), çýplak olmaktan hoþlanma veya çýplak kiþileri gözetleme, vajina veya rektuma obje yerleþtirmeyi denemedir (Johnson 1993). Bu davranýþlar evde çýplaklýk var olduðunda daha yaygýndýr. 4 yaþýndan sonra, kýzlarda erkek çocuklardan daha azdýr (Sears ve ark, 1957). Bu dönemde çocuklarýn cinsellik kavramý primitiftir. Çoðu çocuk, bebeðin annenin midesini kesilerek çýktýðýna veya annenin anüsünden doðduðuna inanýr (Goldman and Goldman 1981).

Ödipal yýllarda erotik ilgilerde artýþ olur, bu ilgi karþý cins ebeveyne odaklaþýr. Okul öncesi çocuklar, anatomik farklýlýklar, cinsel iliþki ve üreme hakkýnda sýk soru sorarlar (Robinson ve ark. 1991). Erkek çocuklar anneleriyle evlenmeyi ve birlikte uyumayý arzulayabilirler. Kendilerini hoþnut hissettiklerinden dolayý annelerinin penisleriyle oynamalarýný isteyebilirler. 3-5 yaþýndaki kýzlar babayla iliþkilerinde son derece erotik olurlar. Bununla birlikte çok az olasýlýkla genital temas denerler, daha çok iliþkilerinde özellik isterler (Roiphe ve Galenson 1973).

BABANIN ROLÜ

Babalar çocuðun bakýmýna az katýlmasýna raðmen, oyunlarýna anneden daha fazla katýlýrlar (Flerx ve ark. 1976). Babalarýn oyun paternleri, annelerin oyun paternlerine oranla oldukça daha uyarýcý ve daha farklýdýr (Ablin 1971, Lamb 1980). Çocuðun bakýmýný her iki ebeveyn tarafýndan paylaþýldýðý zaman, çocuklarýn kafasýnda daha dengeli ve gerçekçi anne-ebeveyn imajlarý oluþur. Maalesef, çocuðun bakýmý , dýþarýda bir iþte çalýþýp veya çalýþmasýn, büyük ev iþleri yanýnda anneye kalmaktadýr (Hochschild 1989)

Eðiten, dominant, ve çocuk bakýmýna aktif katýlan babalar, büyük olsalýkla maskulin oðullar ve feminen kýzlar yetiþtirirler (Spieler 1984). Baba yokluðunda, erkek çocuklarýn daha düþük maskülinite puanlarýna sahip olduklarý (Mead ve Rekers 1979) ve babasýz evlerde büyüyen erkeklerin yetiþkin yaþamlarýnda daha az baþarýlý heteroseksüel uyum gösterdikleri saptanmýþtýr (Cinch 1949). Genel olarak, erken dönemde baba yoksunluðu, erkeklerin psikoseksüel geliþimi üzerine derin tesirleri olmaktadýr (Hetherington 1971)

Kýzlar, feminen olmayý maskülen babalarý ile olan olumlu iliþkileri yoluyla öðrenirler. Babanýn kýzlarýný red ettikleri durumlarda, belki de erkek çocuk tercihleri nedeniyle, kýzlarýn kendilik saygýlarý ve baþkalarý ile iliþki kurma yetileri bozulur (Spieler 1984). Babalarýna cinsel çekicilikle kendini kabul ettiren kýzlarýn, kendi diþiliklerini kabulleri daha kolay olmaktadýr. Cinsel çekiciliðini teyit ettirmesi ve anneyle olumlu özdeþimde olduðu durum var ise, daha bütünleþmiþ kendilik duygusu geliþtirecektir.

Babasýz büyüyen kýzlarda feminen rolü öðrenmekte güçlüklerle karþýlaþabilmektedir. Babasýz büyümüþ (veya babasýyla olumsuz iliþkiye sahip) ergen kýzlar cinselliðe daha erken yaþta baþlamakta ve iliþkilerinde sýk partner deðiþtirmeye eðilimli olmaktadýrlar (Hetherington 1971/2). Buna ilaveten sýk ailesi çatýþmasý yaþamýþ ve anneyle yakýn iliþkisi olmayan kýzlarýn da daha büyük olasýlýkla geliþi güzel cinsel iliþkide bulunma gösterdikleri saptanmýþtýr. Baba yokluðu kýzlarýn psikoseksüel geliþimi üzerine erkeklerden daha az zarar verici olduðu gözlenmektedir.

Okul Yaþý Çocuklarý

Okula baþlamakla çocuklarýn cinsel aktivitelerinde göreceli bir azalma vardýr (Kinsey ve ark. 1948, Ramsey 1943). Bu dönem latens dönemi olarak adlandýrýlýr, 6 yaþ ile ergenlik arasý dönemi kapsar ki bu dönemde çocuklar daha az olarak açýk cinsel aktivite gösterirler. Buna karþýn, Kinsey ve arkadaþlarýnýn örneklerinde (1953), erkeklerin %57’si, bayanlarýn %48’i puberte öncesinde cinsel oyunlarýný hatýrladýklarý, ve bunlarýn çoðunun 8-13 yaþlarý arasýnda olduðunun bildirmiþlerdir. Puberte öncesinde erkek çocuklarla görüþüldüðünde, onlarýn %70’i cinsel oyun bildirmektedir. Bu durum, erken cinsel oyunlarýnýn sýklýkla unutulduðu veya represe edildiðini düþündürmektedir (Kinsey ve ark, 1948). Seksüel olarak kýsýtlayýcý toplumlarda bile, 6-12 yaþ arasý çocuklarda cinsel aktivite gözlenmektedir (Rutter 1971).

Okul yaþý çocuklarý memelere dokunmazlar veya cinsel organlarýný göstermezler fakat buna karþýn resim çizimlerinde insan figürleri üzerine meme veya cinsel organ çizme gibi, kendi cinsel organlarýna dokunma ve cinsel organlarýný arkadaþlarýyla kýyas etme, cinsel fýkralar anlatma, ve hayvanlarýn yavrulamalarýný seyretme gibi cinsel aktiviteler gösteririler (Johnson 1993). “Seks kirli veya kötüdür” kavramýný yerini “seks hoþtur” eklenir.

Okul dönemine kadar cinsel oyunlarýn çok kötü bir þey yapmak olduðunu bilirler. Bu dönemde cinsellik onlarý utandýrýr. Buna raðmen, çoðu çocuk cinsel oyunlara devam eder. Bu oyunlar ileride grup oyunlarýna dönebilir (daha büyük okul çocuklarý arasýnda strip poker gibi). Yenilen veya yanlýþ yapan elbisesinin çýkarýr (soyunma oyunu). Bu oyunlar genellikle erkek çocuklar arasýnda olur.

Kýzlarýn 4-6 yaþ, erkeklerin 5-8 yaþlarýnda bazen çýplak oluþlarýna ýlýmlý bakýlýr. Okula baþlamayla, çocuklar kýz erkek tuvaletleri ayrý olduðunu ve karþý cinsten birinin yanýnda çýplak görünülmemesini öðrenirler. 4.-5. Sýnýfa kadar, alt giysilerinin (külot) görünmesinden aþýrý utanýrlar.

Ebeveynler çocuklarý büyüdükçe daha makul olurlar. 8 yaþýndan büyük çocuklarýyla banyo yapan anneler, 9 yaþýndan büyük kýzlarý ile banyo yada duþ alan babalar nadirdir (Rosenfeld ve ark. 1987). Çocuklar anne babalarýnýn bu tutumlarýný, kendi vücutlarýnda kötü bir þey veya kirli olduðu tarzýnda yorumlayabilir (Rosenfeld ve ark. 1984).

Anne Babalar

Üst sosyoekonomik seviyedeki ebeveynlerin çoðu, çocuklarýnýn cinsel aktivitelerini ikaz etme, ahlak dersi verme, azarlama gibi tepkiler gösterir ve nonverbal davranýþlarda bulunurlar (görmemezlikten gelme, kapýyý kapama ve cinsel konularý konuþmaktan kaçýnma) (Finkelhor 1980). Çocuklarýný cinsel aktivitelerini yanlýþ tanýmlarlar yada o davranýþlarýn cinsel olmadýðýný düþünürler. Babalar nadiren cinsel eðitime katýlýr. Seks hakkýndaki konuþmalar sýklýkla kýzlar ile anneler arasýnda olur, anne-kýz arasýndaki konuþmanýn konusu sýklýkla adet görme ve evlilik öncesi cinsel iliþkinin olumsuz yönleri üzerine odaklanýr (Gagnon ve Simon 1973). Ergen erkekleri %64’ü, ergen kýzlarýn %33’ü ebeveynlerinin cinsellik hakkýnda kendileriyle konuþulmadýðýný bildirmiþtir. Ebeveynlerin %85-95’i çocuklara herhangi bir erotik davranýþtan asla söz etmedikleri bildirmiþtir (Gagnon ve Simon 1973).

Çocuklar büyük olasýlýkla cinsel bilgileri kendi cinsiyetteki arkadaþlarýndan öðrenmektedirler (Gebhard 1977). Okuma materyallerinden ve öðretmenlerinden ebeveynlerinkinden daha fazla öðrenirler.

1000’den fazla ebeveynle yapýlan bir araþtýrmada, Gagnon (Gagnon ve Simon 1973) , hiç bir anne babanýn küçük kýzlarýnýn klitorisinin ismini kýzýna söylemediði saptanmýþtýr. Ebeveynler seks konusunda konuþmayý tekrar tekrar ertelemektedir. Konuþsalar bile, aþk, gebelik, ve erkek-kadýn arasýndaki farklýlýklar gibi güvenli konularý konuþmayý tercih etmektedirler. Masturbasyon, cinsel iliþki, ve homoseksüalite gibi riskli konularda hemen hemen her zaman kaçýnmaktadýrlar. Ebeveynler homoseksüaliteye karþý onaylamadýklarýný nonverbal olarak göstermektedirler. Erkek çocuklar, diðer erkeklere dokunma, öpme ve kucaklamalara karþý ikaz edilir. Oyunlarda bu tür davranýþlarda çocuklar birbirlerini “ibne” gibi sýk çaðýrýr.

Çocuk yetiþtirmede ebeveyn yaklaþýmlarýnda sýnýfsal farklýlýklar gözlenir . Profosyenel ve üst SES ebeveynler çocuk cinselliðine karþý nispeten açýk ve kabul edicidir. Üst SES anneler, çocuklarýn ilgilerine açýklýk getirerek nötralize etmeye eðilimli iken, iþçi sýnýfý aileleri bu ilgileri bastýrmaya eðilimlidir.

Ergen

6-8 yaþlarýnda adrenal androjen sekresyon artýþý baþlar ve ergenlik ortasýnda pik dereceye ulaþýr. 9-13 yaþlarý arasýnda gonodotropin indükleyici hormonda keskin bir artýþ olur. Erkek ergenlerin ulaþtýklarý testesteron seviyeleri kýzlarýnkinin 8 katýdýr (Udry ve ark, 1986). Erkeklerdeki yüksek androjen seviyeleri erotizmdeki büyük artýþý tetikler (Money 1961) Serbest testesteron indeksi cinsel motivasyon ve davranýþýn tek güçlü belirleyicisi olur (Udry ve ark. 1985, Udry ve Billy 1987): erkekler inatçý ve tekrarlayan cinsel düþünceler ve penil ereksiyondan dolayý yogun olarak utanmaya baþlarlar.

Kýzlar erkeklerden yaklaþýk 2 yýl önce puberteye girerler. Deðiþiklikleri 3 veya 4 yýlda tamamlarken, erkeklerin 4 veya 5 yýlýný alýr. Kýzlardaki menarþ östridiol artýþý ile belirginleþir, 19 yaþýna kadar eriþkinlerdekine benzer. Progesteron artýþý daha sonralarý olur, menarþýn ilk 2 yýlýnda sikluslar sýklýkla anovulatuvardýr. Puberte döneminde adrenal androjen artýþlarý olur, kýzlarda erotejeniktir fakat erkeklerden daha düþüktür. Ergen kýzlarda hormonlarýn seksüel davranýþ üzerine etkisi zayýftýr fakat fakat motivasyon üzerine güçlü etkileri vardýr (Smith ve ark. 1985).

Puberteye ulaþan erkekler daha az toplum içine girmeye, iddiacý ve daha az güvenli olmaya eðilimlidir fakat hevesli, konuþkan ve dikkat çekmeye eðilimlidir (Sorenson 1973). Kas yapýlarý, atletik görünüm ve cinsel açlýk nedeniyle daha fazla kendilik deðeri problemlerine sahip olma eðilimleri olur. Kýzlarýn deðiþime tepkileri daha çeþitli olur. Bazýlarý memelerinin büyümesi gibi erken maturasyondan utanýrken, bazý geç maturasyon gösterenler adetlerinin baþlayýp baþlamayacaðý konusunda endiþeler yaþarlar. Adetlerin baþlamasý kýzlarýn yaþamýnda önemli yer taþýr. Pet kullanmaya baþlamayla, vajinanýn içinin veya dokunmanýn ilk kez farkýnda oluyor olabilirler (Whisnant ve ark. 1979).

Ergenlerde biyolojik deðiþiklikler ile birlikte gerçek bir kriz oluþur. Ensestöz ve biseksüel karmaþalar, çatýþmalar tekrar yaþanýr ve cinsel yönelim ana mesele olur. Çoðu erkek ve kýz heteroseksüel yönelimlere raðmen homoseksüel davranýþlar gösterebilirler.

Þimdilerde ABD’de ilk cinsel iliþkiye baþlama ortalama yaþý kýzlarda 16.2, erkeklerde 15.7’dir (Wyatt 1990, Zelnik ve Shah 1983). Çoðu zenci ergen beyaz ergenlere oranla 2 kat daha fazla olarak 15 yaþ öncesi cinsel iliþkiye baþlar ve bunlarýn %61’i düþük SES zencilerdir (Zabin ve ark. 1986). Kýzlar iliþkiler konusunda erkeklere oranla daha ciddidir. Baþlangýç cinsel iliþkiden sonra, kýzlar sýklýkla uzun bir süre koitustan kaçýnýr. Erkekler bir kaç partner bulmaya eðilimlidir (Sonnestein ve ark. 1991).

Cinsel aktif kýzlarýn sayýsý 1971-1979 arasýnda artýþ gösterirken, 1982 de azalmýþtýr (Hofferth 1990). Cinsel iliþkiye girmiþ çoðu kýz bunun yanlýþ yaptýðýný, keþke evlenen kadar bekaretim saðlam olsun diye düþünmektedir (Coles ve Stokes 1985). Mastürbasyon yapan erkek ve kýzlarýn 2/3’ü yaptýklarýndan dolayý suçluluk ve utanma hissetmektedir. Kötü, kirli ve ahlak zayýflýðý olduðu görüþündedirler. Onlar aktif olarak kendi kendilerini kýsýtlamaya çalýþmaktadýrlar (Yates 1993).

Anne babalarýný kendine yakýn hisseden ve onlarla duygu düþüncelerini paylaþan ergenlerde erken yaþlarda cinsel iliþkiye baþlama daha az olasýdýr (Fox 1981, Shah ve Zelnik 1981). Flörtleri ebeveyn kontrolünde olduðunda, ergenler daha az olasýlýkla cinsel iliþkiye baþlamakta ve gebe kalmaktadýr (Hogan ve Kitigawa 1985). Orta derecede katýlýk gösteren ebeveynlerin ergenlerinde daha az olasýlýkla cinsel yaþantý olmaktadýr (Miller ve ark. 1986).

Adolesan kontraseptif kullanýmý geçen 20 yýla oranla iyileþmiþtir fakat halen çoðu genç hiç veya nadir kullanmaktadýr (Santelli ve Beilson 1992). Ergenlerde cinsel iliþki sonrasý gebe kalma olasýlýðý daha yüksektir (Jones ve ark. 1985). Ergenlerin kontraseptif kullanmamalarýnýn bir çok sebebi vardýr: Erkekler için: sýklýkla kendilerini ispat etmeyle iliþkilidir veya fýrsat olduðunda hemen yapma isteðidir. Erkeklerin çoðu kontrasepsiyonun kýzlarýn sorumluluðu olduðu görüþündedirler. Kýzlarda kontrasepsiyon kullanýlmamasý plansýz seks ile iliþkilidir. Çoðu genç kýz için seks yapmayý planlamak ahlaksýz olduðu görüþü vardýr. Maalesef seks yapmayý planlamayan kýzlar, ilk iliþkilerinde kontrasepsiyon kullanma olasýlýklarý düþüktür (Zelnik ve Shah 1983).

Ders baþarýsý düþük ergenlerde büyük olasýlýkla daha erken sekse baþlamaktadýr (Abrahamse 1988, Hofferth 1987, Robbins ve ark 1985). Erken cinsel iliþkiye girme ile suç iþleme, sigara içme, ve ilaç-alkol kötüye kullanýmý gibi diðer risk davranýþlarý iliþkili olduðu saptanmýþtýr (Rosenbaum ve Kandel 1990, Orr ve ark. 1991).

Bütün abortuslarýn 1/3’ü ergenlikte olmaktadýr (Santelli ve Beilenson, 1992). Abortusu tercih eden kýzlar: yaþlarý küçük, okullarý iyi, gelecek için planlarý var ise, iyi eðitimli ebeveyni varsa, dini düþünceleri baskýn deðilse, gebeliðe karþý olumsuz tavýrlý arkadaþlarý var ise (Hofferth 1987).

ADOLESAN EROTÝZMÝ

Düþük SES’teki erkek ergenler mastürbasyonu kýsýrlaþtýrýcý olarak düþünür ve yüksek SES’ ergenlerine oranla daha az olasýlýkla mastürbasyon sýrasýnda fantazi kurarlar (Gagnon ve Simon 1973). Mastürbasyon üst SES’te daha kabul görücü iken, sýklýkla suçluluk ve anksiyete eþlik etmektedir (Kinsey ve ark, 1948). Ergenlikte, erkek çocuklarý kýzlara oranla mastürbasyona çok daha açýktýr . 15 yaþ öncesi erkeklerin %80’i , kýzlarýn %20’si mastürbasyon yapmýþtýr (Kinsey ve ark 1948, 1953). Son zamanlardaki veriler ergen kýzlarýn %24’ü mastürbasyon yaptýðýna iþaret etmektedir (Coles ve Stokes 1985).

Mastürbasyonda cinsel ve agresif gerilimleri kiþi kendi regüle ettiðinden dolayý, genital uyarýlmaya sýklýkla fantaziler eþlik eder. Fantazinin içeriði bilinç dýþý olabilir veya günlük rüya, oyunlar veya iliþkiler olabilir (Freud 1965). Fantaziler sýklýkla çocuk kalma arzularýný ve yetiþkin olama arzularýný yansýtýr (Moore 1975). Saðlýklý ergenler cinsel partner arayýþýný içeren mastürbasyon fantazilerine sahiptir.

Erkek ergenlerin fantezileri dýþa dönük ve agresif fantaziler olup, cinsel arzularý genitaller üzerine odaklaþmýþtýr. Ergen kýzlarda otoerotik aktivitelere daha az açýktýrlar ve daha az olasýlýkla bilinçli fanteziler eþlik eder. Erkeklerden farklý olarak kýzlar genitallere odaklaþmazlar, genital öncelik flörtten daha sonra gelir (Lamb 1980). Mastürbasyonla orgazma ulaþan kýzlar bile kendi genitalleri zevk kaynagý olarak tanýmlamazlar. Kýzlarýn mastürbasyon fantezileri romantizm ve sevgi üzerine odaklaþmýþtýr ve sýklýkla pregenital teþhircilik, sadomazoþizm ve narsistik temalar içerir (Moore 1975).

Her iki cinsiyette yaþýn artmasýyla fanteziler realistik ve dýþa dönük olmaya baþlar. Ergen kýzlarýn %60’I, erkeklerin %32’si fantezilerinde gerçek kendilerinden farklý olarak kendilerini hayal ettiklerini bildirmiþtir. Kadýnlarýn fantezileri daha çok görünüþleri ile ilgilidir. Kýzlarýn yarýsý fantezilerinde kendilerini daha güzel olduklarýný, %23’ü daha ince göründüklerini bildirmektedir (Kirkendall ve McBride 1990). Yetiþkin kadýnlarda da fantezilerin çoðu fiziksel görünüþ ile ilgilidir.

Cinselliðin Geliþimi Üzerine 4 teori vardýr:

1. Kognitif-Geliþimsel Teori

2. Sosyal Öðrenme Teorisi

3. Analitik Teorisi

4. Biyolojik Teori

Analitik teori davranýþlarý iç güçler yönünden açýklarken, biliþsel-geliþimsel teoriler davranýþlarý kiþinin biliþsel dünyasý ile dýþ dünyadaki realitenin etkileþimi olarak açýklamakta, öðrenme teorileri uyaran-tepki iliþkisi ile açýklamakta, biyolojik teoriler genetik ve çevresel etkiler üzerinde durmaktadýr. Bireyleri seksüel olarak birbirinden farklý kýlan þeyleri anlamada bu 4 teoride gereklidir.

Kognitif-Geliþimsel Teori: Piaget (1950) egosentrik düþünceden sosyalize olmuþ düþünceye doðru öðrenme sürecini izlemiþtir. Tekrarlayan davranýþ serileri öðrenmeye yol açar ve sonrasýnda iç deðiþikliðe yol açar. Geliþim içsel olarak motive olur ve etkileþim içindedir.

Kognitif-geliþimsel teoriye göre (Kohlberg 1966, Piaget ve Inhelder 1958), çocuk, seksüel þemalarýn oluþmasýyla ilk önce erkek-kadýn ayýrýmýný öðrenir. Bu, 5 yaþ civarýnda erkek veya kadýn biliþsel kendini kategorizasyona yol açar. Daha sonra çocuk tanýmladýðý cinsel rolün belli stereotipi hareketlerini ayýrt eder. Bu cinsiyet tipine baðlý ilgiler, tutumlar, ve deðerler ayný cinsiyetteki ebeveyn dahil kendi benzeri kiþilere spontan olarak yönelmeye baþlar. 8 yaþ civarýnda çocuk selektif olarak ebeveynin özelliklerini internalize eder.

Sosyal Öðrenme Teorisi: Sears (Sears ve ark. 1957) ve Mischel (1966) sosyal öðrenme teorisi: çocuklarýn sürekli sosyal ortamla iliþki içinde olduðunu, gittikçe baþkalarýyla iletiþimi arttýðý ve sosyalize davranýþlardan doyum saðladýðý görüþü vardýr. Teni þeyler bir önceki üzerine kurulur. Bu sürekli ilave olan þeyler çocuðun geleceðini þekillendirir. Geliþim çocuk ve ebeveynin iliþkisinin niteliðiyle iliþkilidir. Ebeveyn cinsiyet tipine baðlý davranýþlarý pekiþtirmek amacýyla erkek ve kýz bebeklere farklý tepkiler verirler. Daha sonralarý erkek ve kýz olduklarýný ve kendi cinsiyetleri gösteren farklý karakterleri öðrenirler. Okul önceki yýllarda ayný cinsiyetteki ebeveynle özdeþim baþlar. Özdeþim süreci cinsiyet rolü stereotipilerini benimsemeye dayalýdýr. Öðrenilen rol stereotipileri sonralarý güçlü ve saygýn yetiþkinlerin uygun davranýþlarý ile pekiþtirilir.

Analitik Teori: Oral Faz, Anal faz, fallik faz, latenci diye psikoseksüel geliþim dönemlerine ayýrmýþtýr. Odipus kompleksi üzerinde ayrýntýlý durulmuþtur.

Biyolojik Teori: Cinsel Kimlik bir cinsiyeti oluþturan bir bireyin birincil tanýmýdýr. Cinsel rol erkeði kadýndan ayýran kültürden etkilenen yönü vardýr. Cinsel Oryantasyon (Yönelim) özellikle cinsiyet yönünden bireysel erotik tercihini tanýmlar. Bu üç boyutun birbiriyle uyum içinde olmasý gerekmez. Erkeklik veya kadýnlýkta varyasyonlar patoloji için gerekli deðildir.

Cinsel Kimlik

Ýnsan yavrusu belli bir cinsel kimliðe meyilli olarak doðar, genital ve anotamik olarak belli bir cinsiyeti karþýlar. Dýþ genitallerin farklýlaþmasý sistemik andrjoenin varlýðýna veya yokluðuna, daha spesifk olarak testesteronun 5-alfa redükte metaboliti dihidrotestesterona baðlýdýr. Erkek cinsiyet farklýlaþmasýnýn ortaya çýkýþý fötal geliþimin 6-12.haftasý sýrasýnda hipotalamus, preoptik bölge ve amigdala üzerine fötal gonodal androjenlerin organize edici etkisiyle baþlar. Bu durum embriyonun testislerinin varlýðýna baðlýdýr. Eðer fötal geliþimin 8. haftasýndan önce gonadlar çýkarýlýrsa, embriyo diþi olarak geliþecektir. Doðumda testesteron seviyeleri erkeklerde yüksektir, öströdiol seviyeleri hem erkek hemde kýzda yüksektir. Öströdiol doðumdan sonra çabukca düþer. Erkek çocuklarda, testesteron 6.aydan prepubertal döneme kadar azalmaya baþlar.

Ýnsanlarda cinsel kimliðin geliþimi çevreden birincil olarak etkilenir. Ana cinsel kimlik 2 yaþ sonlanmadan oturur, 3 yaþ sonrasýndan sonra cinsiyetin yeniden düzenlenmesi ciddi psikolojik bozukluklara yol açar. Cinsiyet rol, cinsel kimlikle karþýlaþtýrýldýðýnda tipik olarak 4-5 yaþta kristalleþir. Doðumdan sonra cinsel kimliðine karar verilemediði ambigous genitale durumlarýnda: genitallerin varlýðý ve yeterliliði, beklenen sosyal ve cinsel iþlev ve ebeveynin tercihi göz önünde bulundurulmalýdýr. Ambigous genitalý bir çocuk için kýz cinsiyetin seçilmesi, bir cerrah için vajen yapmak, penis yapmaktan çok kolay olduðundan, önemli bir noktadýr.

Cinsel Rol

Cinsiyete özgün özelliklerin varlýðý ve devamýnda biyolojik faktörler rol oynar (Gadpaille, 1983). Bu özellikler, tipik veya atipik cinsiyet rol davranýþlarýna katkýda bulunur. Hemen hemen bütün kültürlerdir, erkekler kadýnlara oranla daha agresif ve büyük olasýlýkla birisiyle kavga eder (Piacente, 1986). Erkekler hemen hemen her zaman dominanttýr. Erkek büyük olasýlýkla daha büyük olasýlýkla kýskanç ve sahiplenicidir. Kadýnlarýn cinsiyete ait özelliklerinde kadýnlar çocuklarýn bakým ve eðitimini isterler.

Erkek ve kadýnlar çevreyi farklý tarzda algýlar ve farklý modlarda bilgileri iþlerler. Kadýnlarýn modu ifade edici veya emosyonel iken, erkekler yardýmcý ve amaca yöneliktir. Kadýnlarda sözel ve duygusal iletiþim yoðunluðu daha fazla iken, erkekler mantýk, analitik ve mekansal kavramlar daha geliþmiþ olabilir. Bu erkeðin fötal geliþimi ile ilgili olabilir. Erkek fetustaki daha yüksek testesteron seviyeleri daha büyük sol hemisferik spesifikasyonlu sað hemisfer geliþiminde gecikmeye yol açar (Geschwind 1983).

Cinsel Oryantasyon (Yönelim)

Cinsel oryantasyon (yönelim), bir bireyin erkek ve/veya kadýna bütün cinsel tepkilerini gösteriri. Cinsel oryantasyon 4 komponente sahiptir:

a. Ýmagery (hayeller, mastürbasyon fantazileri v.s)

b. Erotika kullanýmý (Magazinler gibi)

c. Erotik çekicilik

d. Gerçek partner ile yaþantý

Homoseksüalite bir cinsel kimlik bozukluðu deðildir, Homoseksüalite genellikle bir oryantasyondur, fakat her zaman deðildir.

Homoseksüel erkek eriþkinler erken çocukluktayken kendilerini diðer ayný cinsiyetteki arkadaþlarýndan farklý hissettiklerini belirtmektedirler. Sýklýkla haným evladý (Sissy) oluþla suçlandýklarý, nispeten sporlara ilgisiz oluþlarýydý. Lezbiyen kadýnlar daha az feminen ve daha az güzel olduklarýný belirtmektedir. Homoseksüel erkeklerin 2/3’ü erken çocukluk dönemlerinde sandy bebek gibi oyuncak seçme, veya karþý cins gibi giyinme gibi cinsiyet atipik davranýþ öyküsüne sahiptir (Bell ve ark. 1981, Whitam ve Zent 1984).

Yazan : admin Tarih : 09/08/2009 Okunma: 82
Yorum : 0 Facebook da paylaþ Facebook da paylaþ Yazdýr Reyting : Oy yok! (0kiþi oyladý)

Benzer Konular

  • Kadýnlarda Cinsel Ýþlev Bozukluðu
  • Cinsel Terimler
  • Erkek Cinsel Sorunlarý
  • Erkek Cinsel Hastalýklarý
  • Saðlýklý cinsel iliþki ömrü uzatýyor
  • Erkekte Cinsel Ýþlev Bozukluklarý
  • Cinsel Ýþlev Bozukluklarý
  • Yorum Ekle

    Yorumlar

    Bu yazý için daha önce hiç yorum yazýlmamýþ!

    Cinsel Aðrý bozukluðu Cinsel Ýstekte Azalma

     


    bottom